18 Ekim 2011 Salı


o kadar tatlı bi bebek oldun ki minik kuş, geceleri uyanıp gözlerini kocaman açıp bakınca önümüzdeki 2 saat uyumayacağımı bilsemde gülüyorum sana, sonra öpüyorum tombiş yanaklarını.
hiç uyumuyosun meleğim, gündüzleri dakikalık uykuların, geceleri 2 saatte bir uyanıyosun. bugün seni uyutup biraz uyuyup dinlenmekti niyetim. ama olmadı sen uyudun ben tam koydum kafamı yastığa uyandın, bu döngü böyle bilmem kaç kere devam ettiği için sonunda " sen uyu oğlum, söz ben uyumuycam" dedim.
şimdi sen uyuyosun yaklaşık 1 saattir, ben sözümü tutuyorum:)

7 Ekim 2011 Cuma

bebek bekleyenler bilir, en eğlenceli kısım hazırlıklar kısmı. odasını hazırlamak, kıyafet almak, alınacaklar listesi yapmak herbiri ayrı zevkli. tabi hatalarda kaçınılmaz. mesela aynı aya ait bi çok kıyafet almışım, bi çoğunu bir kere giydirdim, bazılarını daha giyemedi bile.
ben bazı büyük hazırlıklar için 32. haftayı beklemiştim, izne ayrılınca bol bol gezip alırım diye. ama planlamadığım bişey oldu, 31. haftadan sonra erken doğum tehditinden hep dinlenmem gerekti. bu dönemde kardeşim bana yardıma geldi. evden çıkamadığımız için kardeşim sıkıntıdan keçelere merak sardı. bu kapı süsünü rüzgar bebekte görmüştüm, eminönünden alınmış. benim gitme fırsatım olmadığı için kardeşimle oğluma uyarladık. kardeşim bebişin odası için başka şeylerde yaptı, fikir olması açısından onlarıda vakit buldukça paylaşacağım. ama önce biraz uyumaya vakit bulmam lazım:)

3 Ekim 2011 Pazartesi

1. ay...


nasılda çabuk büyüyosun kuzucuk. 1 aylık oldun bile. cumartesi günü aylık kontrolüne gittik, 1 ayda 1.800 kilo almışsın, anne sütüne bağlı sarılığın devam ediyo, kalça ultrasonun yolunda. doktor seni çok ehli keyif buldu:) doktorun tespiti doğru, çok ehli keyifsin meleğim.
"eee piş piş piş benim tatlı meleğim" ninnini dinlemeden uyumuyosun, seni emzirirken elimi bazen bacağına koyuyorum "ııhhhm" deyip itiyosun, kucağımda uyumaya bayılıyosun, yatağına koyduğum an gözlerini açıyosun, sonra tekrar baştan "eee piş piş piş benim tatlı bebeğim"....
büyükler çok yadırgasa da hiç rahatsız değilim senin bi kucak kuşu olmandan.
emerken sütü boğazına kaçırma problemin devam ediyo, ama artık sende bende alıştık, sen emerken ben nefesini dinliyorum, bi durgunlukta hemen kafanı kaldırıyorum, hemen düzgün nefes almaya devam ediyosun.doktor 3. ayına kadar düzene girer dedi.
doktordan sonra biraz gezdik. alışveriş merkezine gittik, hep sana kıyafet baktık, ilk dışarı gezini yapınca ertesi günde yakın diye pierre lotiye gittik. havada çok güzeldi. seninle hayat daha da güzelleşti.

17 Eylül 2011 Cumartesi

hoşgeldin oğlum...


seni anlatacak bi kelime yok bebeğim. doğduğun geceden beri hiç bişey aynı değil. duygularım, düşüncelerim, hislerim, en önemlisi kendim.
30 ağustos 00:29'da geldiğinden beri dünyamıza, tam 18 gün geçti. başı kolay sonu zor bi süreçti bizimkisi. ama atlatıp sana kavuştuğumda bebeğim ağlarken benim yanıma koyduklarında susman herşeye değerdi. "biz oğlumla çok acı çektik" demişim anestezide ayılırken. çünkü 37 hafta boyunca biz yaşadık herşeyi meleğim, yediklerim, içtiklerim, üzüntülerim, sevinçlerim, uyumam, uyanmam bi bütündük seninle. tek başına bi birey olmanın 18. günü oğlum. ben hala seni izlemeye doyamıyorum, her dakikamız birlikte geçiyor, uykuda bile rüyamdasın.
sen 4 günlükken sarılıktan 1 gün hastanede kaldık, herşeyinle ben ilgilendim meleğim, inan hiç ağrımadı ne belim ne yeni sezeryan olmama rağmen hiçbiyerim.
bazen bana çok masum bakıyosun diye ağlıyorum, bazen emerken boğazına süt kaçınca ağlarken tekrar meme arayışındaki saflığa ağlıyorum, bazen erken geldiğin için vakitsizlikten sana alamadıklarlarımız için ağlıyorum, dün gece uyumayınca emzik verdiğimde seni kandırdığımı düşünerek bile ağladım.
sen 2 haftalık olduğundan beri ikimiziz evde, akşamları babanla birlikte yapmaya çalışsakta bi çok şeyi, emerken acele edip sütü boğazına kaçırınca ne yapacağımı bilememekten bi karar almak zorunda kaldım. hayalim 3 kişilik ailemizde seni babanla her anını doya doya yaşayarak büyütmekti, haftaya 1 ay kadar anneanne ne gideceğiz, babandan bu kadar uzun süre ayrı kalmak beni çok üzsede senin rahatın için her zorluğa katlanırım kuzucummm...

12 Ağustos 2011 Cuma

telafi...


önceden hamile olunca kadınların sadece göbekleri şişer sanırdım, gündelik hayatsa kaldığı yerden devam, herşey eskisi gibi.
benim midem az bulandı önceleri, sonra bel ağrılarım artınca, önce haftasonu gezmelerini bıraktım sonra şehirlerarası yolculukta bişey olur diye üzülerek bu yıl ailemin yanına gitmeme kararı aldım. bloglarda forumlarda görünce tatile giden, her işini kendi yapan, 37. haftaya kadar çalışan hamileleri yaa dedim ben abartıyorum galiba, zaten herkes söyler ne kadar pimpirikli olduğumu, hadi bakalım şikayet yok.
işte tam da bu zamanda 3 gün sürdü karnımdaki sertleşmelerin önemli bişey olmadığını düşünmem, öylesine gidilen bi acil ziyaretinde kendimi hastane yatış işlemleri için doğumhanede buldum.
5 gün hastanede kaldık erken doğum tehditi teşhisinden. hastaneden oğluşumu karnımda biraz daha beklemeye ikna ederek ama bi normal doğum fobisi edinerek çıktık.
nerdeyse 1 ay olacak zor günler geride kalalı, bu süreçte biraz doktor istirahat verdiği için biraz da hiç beklemediğim bi zamanda yaşadığım olumsuzluklardan hiç bişey yapmak istemedim için, ne bloğuma bişey yazmak ne bloglara bakmak geldi içimden, hatta internete bile girmedim.

oğlum bugün 34 hafta 5 günlük. çarşamba doktor ziyaretimiz var, şimdi bizi en heyecanlandıran şey kilosu ve boyu. bide ultrasonda tombiş yanaklarını görmek.

lütfen zamanında getirsin seni leylekler meleğimmm...

26 Haziran 2011 Pazar

beklerken...

bebek beklemenin en güzel yanıda yapılan hazırlıklar. gerek çeyiz gerek düğün hazırlıkları konusunda hiçbir heyecan yaşamayan ben bebişimin herşeyi için ayrı bir heyecan yaşıyorum. ona aldığım herşeyi ayrı ayrı seviyorum, giyeceği günleri sabırsızlıkla bekliyorum.


en zevkli kısmı da alacaklar listesi yapmak. sıcaklar iyice bastırmadan herşeyi halletmek istesemde uzun süre ayakta kalmak şu ara belime iyi gelmiyo, bide haftasonu heryer çok kalabalık. yavaş yavaş halletcez bakalım.

28. haftaya girdiğimiz şu sıralar idrar yolu enfeksiyonu her ne kadar canımı sıksa da miniğimin haraketlerini daha sert hissetmek mutluluk verici:)

18 Haziran 2011 Cumartesi

geçmiş....


şöyle baktım da pembe ajandamın sayfalarına ne kadar boş bırakmışım, ne kadar çok unutulmaya mahkum etmişim yaşadıklarımı. oysa ki "şu geldi, bu gitti, şunu yap, bunu yapma, şunu aldım, şunu almalıyım" ne çok şey yazardım, kardeşimin "abla sen alzheimer mısın?" laflarına aldırmadan:).
bi mutsuzluk var son zamanlarda, bi tahammülsüzlük. kötü gitmesede bişeyler kötüye çevirme eğilimleri. değişen hormonlar belki. ama güzel şeylerde var. bugün oturdum ajandamın boş sayfalarına geçirdiğim haftalarda ki hatırladığım güzel şeyleri yazdım.

annem geldi. o arada işten bir hafta izin aldım, vaktimizin çoğu evde temizlikle geçti, daha doğrusu o yaptı ben izledim, bihter gibiydim:), çok azda olsa çıkıp gezdik. beraber aşk tesadüfleri severi izledik, annem çok ağladı, annem giderkende ben çok ağladım.

bebişimin 25+6. gününde doktor kontrolüne gittik. kocaman olmuş, 1 kilo ya yaklaşmış. doktor bize 4 boyutluda yüzünü gösterdi, çok güzeldi.

canon eos 1000d aldık, meleğimiz doğduğunda daha güzel fotoğrafları olsun diye. şimdi özelliklerini öğrenmemiz lazım, neler yapabileceğimizi.

dün akşam ikea ya gittik. bebeğimizin odası çok küçük olduğu için mobilyalarını ordan almaya karar vermiştik. dolap ve beşiği aldık. şimdi tüm heyecanımız onun odasını hazırlamak, tüm ayrıntılarıyla.

şimdilerde istediğim tek şey biran önce 32. haftanın gelmesi ve upuzun bi tatilin benim için başlaması. bebeğime, sevdilerime, kendime ve pembe ajandama daha çok vakit ayırmak..