19 Mart 2012 Pazartesi

od...


eşime "elif şafak'ın iskender'ini merak ediyorum" sözümden aklında sadece iskenderin kalması ve iskender palanın od'unu:) alıp bana sürpriz yapmak istemesiyle okumaya başladığım kitap OD...
son zamanlarda okuduğum kitaplar arasında en etkileyicisi.
okurken yunus emrenin şiirlerine bu kadar aşina olduğum halde hakkında hiç birşey bilmediğime üzüldüm. kitap o kadar sürükleyiciydi ki bir sonraki bölümlerini hep heyecanla okudum. ve harika bi sonla bitti. hüzünlü ve çok şey söyleyen bi kitaptı.
mutlaka tekrar okuyacağım.

9 Mart 2012 Cuma

6.ay+9 gün...


sürekli ağlayan, uyumak istemeyen, huysuz mu huysuz bebek gitti yerine sevimli mi sevimli bi kuzu geldi.
geride kalan 6 ayda uykuydu, gazdı çok sıkıntı çektik. çok yorulduk artık bi müddet dinlenme zamanı. evet çok hareketli, koyduğumuz yerde durmuyor, hep yeni şeyler peşinde amaaa inanılmaz tatlı. bi kere çok gülüyo, ayaklarını tutup topitop gibi yuvarlanıyo, herşeyin farkında en ufak farklı bi seste kafa hemen o tarafta, telefon çalıyo nerden geldiğini anlamaya çalışıyo şaşkın bakışlarla:)yemekte birbirimize uzattığımız tabaklara hemen sanki ona uzatıyomuşuz gibi uzanması çok şeker.
uykuları düzene girdi,bunda yoğun çabalarım mı etkili yoksa süreç mi bunu gerektirdi hiç bi fikrim yok.
artık oyun halısında, mama sandalyesinde, yatağında bi müddet kendini oyalayabiliyor.
bi de 3 gecedir uykuda yüzüstü dönüyo, ben ilk gece çok korkmuştum, hemen uyandırmıştım korkuyla, sonraki gece yanıma aldım aşama aşama izledim dönmesini, burnunu kapamadı hiç, uygun pozisyonu alana kadar kafasını kaldırdı indirdi sonunda burnu açık uyudu. ama dikkatli olmak lazım.
her anı çok güzel ama sanırım en zevkli dönemleri 6.ay ve sonrası. mmm 6.ay güzel geçecek; daha huzurlu, uykulu, keyifli.

20 Şubat 2012 Pazartesi

haftasonu..

bu haftasonunu evde yeğenini çok seven, kucağından indirmek istemeyen bir dayı olunca kendime bolca vakit ayırarak dinlenerek geçirdim, uzun zamandır mutfakta geçirdiğim zaman hızlıca birkaç yemeği yapmak kadardı, cumartesi mutfak maceram başarısız bi sufle denemesiyle sonuçlandı, sufleler fırında o kadar kabardı ki inince hemen söndü, küçücük kaldı üzerine de dondurma koyunca sanki bişey yiyomuş ama aslında yemiyomuş gibi bişey oldu, yedikten sonra eşimle kardeşimin yorumu, ilginç bişeydi oldu.

eşim istediğim bu kitapları almış, bu ara okumaya fırsat bulabilecekmiyim bilmiyorum ama mart sonunda planladığımız memleket ziyaretinde okuyabilceğim zamanım olacak.

gezgo'dan aldığım ayakkabılar cumartesi geldi, çoook beğendim.kargoyu verirken kargocunun yüzündeki artık buraya gelmek istemiyorum ifadesini görünce internet alışverişlerime bu aylık nokta koymaya karar verdim.yumikom iyice hareketlendi, artık anakucağında tutmak imkansız sürekli kalkmak bişeylere uzanmak eline almak istiyo ve bebek firarda...

10 Şubat 2012 Cuma

diş...


2 gece önce saat başı kalkmıştın hatta 40 dakikada bir. onun 1 gün öncesinde de dönmüştün yani salı günü. ben buna bağlamıştım geceki uykusuzluğunu dün çok sakindin bende dedim benim boynum ağrıyo diye sakin, beni düşünüyo. tam gece uykusu mücadelemize başlıycaktım ki farkettim, dişin çıkmışşş. sol alt dişin. artık tek dişli bi canavarsın:))
garip bi dinginlik çöktü üzerime, nasıl da hızlı büyüyosun, yetişebiliyomuyum acaba hızına??

1 Şubat 2012 Çarşamba

kar...


2005 ten beri istanbuldayım ve bi hayalim vardı; kar yağacak ben pierre loti ye gideceğim, istanbulu oradan izleyeceğim. ama 6 yıldır bunu yapamadım ya kar yağmadı ya yağdı ben istanbulda olmadım. 3 gündür hayalimdeki kar yağıyo bense kendime bi salep yapıp miniğimide kucağıma alıp camdan izlemekle yetiniyodum. bugün öyle baktık kar topu oynayanlara sonra baktım olmayacak içim gidiyo yakınlarda oturan arkadaşımı çağırdım. tam yusufu uyutmuştum geldiğinde. önümde uyanana kadar 40 dakikam vardı hemen hazırlanıp çıktım, zaten bize çok yakın yürüme mesafesinde 10 dakika. çok güzeldi, fotoğraf çektim, basılmamış karlara bastım, istanbulu izledim, kartopu yaptım, atacak kimse bulamadım:)
40 dakikada olsa çok iyi geldi.
eve gelince yine salebimi yaptım, resme yandan bakınca tarçın sanki kalp mi olmuş ne sevindim.

31 Ocak 2012 Salı

5.ay...


minik yumikomm ben sana bi 4 aylık yazısı yazana kadar sen 5 aylık oldun bile. her anının tadını çıkarmak istesem de biz bu 4. ayı çok bekledik gaz sancıların bitsin diye, neyseki bitti artık akşam 9 dan sonra başlayan ağlama nöbetlerin yok. uykularında yavaşça düzene giriyor gibi.
1 aydan fazla zamandır ellerinle tutmak istiyosun herşeyi, ne uzatsam hemen ellerini uzatıp tutuyosun, artık buna ayaklarda eklendi. elinin ulaşamadı oyuncakları önce ayaklarınla itip sonra tutuyosun ama mutlaka başarıyosun. benide ellerinle seviyosun yanına yaklaşınca yanaklarıma dokunuyosun nazikçe, bu çok hoşuma gidiyo. 4. ayında 8100gr dın, boyun 67 cm. 5. ayını henüz öğrenemedik, evdeki tartı 8800gr olduğunu söylüyo. şimdiye kadar hep anne sütüyle beslendin henüz ek gıdaya geçmedik. tombişliğine rağmen öyle çok emen bi bebek olmadın hatta sinirlenince hiç emmiyosun bile şükür ki kilon iyi.
seninle artık uzun uzun oynuyoruz, gülüyoruz, şarkı söyüyoruz. bu arada şarkı da söylüyosun, beb bub mım melodik sesler çıkarıyosun. artık gel deyince omzunu düşürerek geliyosun, ama sadece istediklerine.
en çok sevdiğin şeyse
dışarı çıkmak...:))

25 Ocak 2012 Çarşamba

her güzel şey gibi...


iki tarih arasında son 3 aydır uyumadığım kadar uyudum, dinlendim, dizi izledim, üstüste alışveriş merkezine gittim, kardeşimle pazarda gezdik, sosyete pazarında her tezgahta gördüğümüz zara etiketli ürünlerle dalga geçtik, bide 1 erkek 1 kadına çok güldük, yusufun annemin bütün bebek bakım teorilerini çürütmesine ve pes ettirmesine de çok güldük, uzun uzun kahvaltı yaptık.
gittikleri gün öyle bi psikolojiye girdim ki sanki yusufa bakmayı unutmuşum ve çok zorlanacakmışım gibi hissettim
ama gittiklerinde hayat kaldığı yerden devam etti, yusuf yine gece zor uyudu, geç uyudu ben uykumu alamamış bi sabaha onun gülücükleriyle uyanırken herşey yine aynıydı..